8 Aralık 2011 Perşembe

Kedi Olmuş Gidiyorsun, Bana Veda Ediyorsun...


Güvenli internet dönemi geçtiğimiz günlerde başladı. Güven herşeyin temelidir. Birbirimize nasıl güveniyorsak, internetimize de güvenmeliyiz. Böylelikle internetteki rezil neşriyattan, sevdiklerimizi, eşimizi, dostumuzu, minik yavrılarımızı, yakışıklı heriflerden karılarımızı, taş gibi hatunlardan kocalarımızı koruyabiliriz. Yarınlara güvenle bakabiliriz artık. Tohumları fidana, fidanları ağaca, ağaçları ormana döndürebiliriz. Döndüremezsen döndürürler canııım, hadi beni ormana döndüür. Gazetelere bakar iken şu haber gözüme ilişti ( ilişmek kelimesi derhal yasaklanmalı bence), aha linki veriyorum; "Evrim" sansüre takıldı.

Haberde de görüldüğü üzere evrim teorisi çok iğrenç, kaka, ayıpçı bişeyken, bu evrim teorisini çürüttüğünü iddia eden ve Harun Yahya nikneymini kullanan birinin sitesi gayet güvenlidir. Ama benim anlamadığım bu antitez sitesi tezi hakkında bişey bilmeden ne işe yarar. Yani biz bişeye karşı olduğunu bildiğimiz birinden, nasıl karşı olduğu ile ilgili bilgiler alıyoruz ama neye karşı olduğunu bilmiyoruz. Evet bilmiyoruz. Mesela ben atom fiziğine de, profesörlüğe de lanet olsun diyip bunlara karşı bi websitesi açarım, kitap yazarım, atom fiziği ve profesörlük hakkındaki tüm kitapları toplatır, websitelerini kapatırım. Oh ne güzel, daha da top atsan yıkılmam. Bu arada evrim aldatmacası kitabını yazan, web sitesini yayınlayan Harun Yahya adlı kişinin internette bol kedi, inşallah ve maşallah içeren videoları var. Eğer maymundan değil de kediden geldiğimize inanıyorsanız (en azından bir kısım genç ve güzel hanım arkadaşların) bu videolar size evrim teorisini çürütmeniz konusunda yardımcı olabilir.
Yardımcı Kedi Peynirleri, maşallah...

30 Kasım 2011 Çarşamba

Her Türk Terhis Olur


Evet çok uzun bir aradan sonra yazmaya yeniden başlıyorum sayın seyirciler (cümlemin başında evet diyerek radyocu gibi bir giriş yaptım). Bu çok uzun arada her Türk vatandaşının boynunun borcu olan (tam olarak 30 bin lira bu borcun nakit karşılığı) askerlik vazifemi yerine getirdim. Bir yıl süren bu vazife yapışım, bugün itibariyle emekli teğmen olarak terhis belgemi alışımla sona erdi. Mantığın bittiği yerde askerlik başlar türünden geyiklere hiç girmicem, ama bu bir yıl içinde şunu öğrendim, hatta askere gittiğim ilk gün öğrendim de diğer günler bunu pekiştirmekle geçti; her türk asker doğmayabiliyor. Ben asker doğmayanlardanım, yok içimizde yok ne yapalım, bunu anlamak için askerlik yapmam gerekmiyordu lakin kader böyleymiş. Sonraki yazılarımda bir sürü askerlik anısı anlatıp insanları delirtmeden önce sizlere Turgut Uyar'ın aşağıdaki dizeleriyle şimdilik veda ediyorum (şiir paylaşmalar, veda etmeler, merhabalar felan, yakında burayı düşsel avuntular gibi ne bok olduğu belli olmayan facebook sayfalarına çeviricem) ...

Ah işte herşey orda...
Ben severim omuzlarımı bir gün
Sırmaları, apoletleri olmasa da.

11 Ekim 2010 Pazartesi

Hayal Aleminin Sisli Dünyasına Dahil Olalım



Hafta sonu cnbc-e de Star Wars-Revenge of the Sith izleyip rakı içtim. Serinin bu en hüzünlü, en dramatik bölümünü izlerken, kadehi kadehe uladım. Anakin Skywalker Dart Vader'a dönüşürken, kah hüzünlendim, kahpe felek ne oyun ettin alemin en kral jedi delikanlısına diye hayıflandım, kah sinirlenip senatoya sövdüm, galaksiye isyanım vaar diye bağırdım. Kafam iyi oldukça Anakin'e hak verdim, seviyorum ulaan diye haykırdım.

Bu sabah ekşi sözlük'ün katkılarıyla Öncel Öziçer diye bir hanımefendinin Star Wars hakkında yazmış olduğu bir yazıyı okudum, kont dookudum. Yazının linkini aşağıda vericem, epey de bi zaman geçmiş yazının üstünden ama ben yeni gördüm, George Lucas'a felan da bişey söylemedim, ayıp olur...Lakin şunu başta belirtmeden geçemicem, kendisinin kanında midichlorian oranı çok düşük bence, gitsin bi özel hastaneye test yaptırsın, iki güne veriyorlar sonucu, ona göre bi beslenme programı alsın, dalak yisin, böbrek yisin...

söz konusu yazıyı okumak için buraya tıklamasyon...

Şimdi daha filmin adını yazamadan saydırmaya başlamışsınız anladık, bi ara Yüzüklerin Efendisi'ne de giydirmişsiniz sözlükten okuduğum kadarıyla, ağzınızın payını da taa orta dünyalardan duyulacak şekilde almışsınız, yüzüklerin hanımefendisi olmuşsunuz, ona da vakıf olduk. Koskoca 6 bölümlük seriye, dünyayı peşinden koşturmuş, sinemada çığır açmış, dönem başlatmış bir hikayeye bi kere cnbc-e de rastladın ve arkadaş hatırına (demekki çok ısrar etti arkadaş, ölümü gör izle kıız..)izleyip neden Aşk-ı Memnu muamelesi yapıyorsun. Ayrıca olmayan dünya nedir, varolmayan sorunlar ve savaşlar nelerdir? Hayal aleminin sisli dünyasına nasıl girilir? Sence Star Wars ya da Yüzüklerin Efendisi izleyen, seven, okuyan felan bizler, bu savaşlar sonucu mağdur mu olduk? Örneğin Pelennor Meydan Savası sonrası orta dünyaya birleşmiş milletler askeri mi istedik? Gitti jediler diye cenaze töreni mi yaptık da, kurtlar vadisindeki çakır ölünce temsili cenaze töreni yapanlar gibi, bu muameleyi hakettik?

Bu hanımefendi, sinema sanatını yanlış anlamış, hem de çok pis yanlış anlamış. Onlar gerçek değil felan diyor bize, kendinizi hayal alemine kaptırıyorsunuz boktan hayatlarınız olduğu için buyuruyor kendileri, rol o gerçek öpüşmüyorlar diyen nineler gibi. Ayrıca teknolojide gelinecek son noktanın zıplayarak gelen telefonlar olması da manidar, tamam abla olursa böyle bişey şaşırmayız, gerçekten hayal gücünüz karşısında saygıyla eğiliyoruz ama arkamızda kimseyi hayal etmeyin eğilirken. Yani biz bunları izleyip sevdiğimiz için Allahın delileri oluyoruz, boktan hayatlar sahibi oluyoruz, niye oluyoruz çünkü onlar hayal, ama uyduruk Amerikan romantik komedileri, siktiriboktan bestseller kitaplardan afırma filmler gerçek hayat dimi, hepiniz birer Julia Roberts, Bridget Jones olmuyorsunuz izlerken, hiç Kasımda Aşk Başkadır felan demiyorsunuz...
Kasımdan dize kadar, iyi seyirler herkese...

27 Eylül 2010 Pazartesi

Saygı duyuyorummm

Oruç agız mı? Tıklayın, ibo kimlerle aşık atıyor bi bakın, gerçekten saygı duyuyorum, adam jedi beyler...

Gülmekten karnım ağrıdı, hatta karnımın ağrısı geçmeyince lan yoksa apandisit mi oldum diye doktora gittim, o sırada doktorlar dizisinin eski bölümlerini izleyen doktorlar beni ciddiye almadılar. Bişey olmaz az gül, o kadar gülmek iyi değildir dediler. İyi değil derken? Adamın başına bişey gelir, efendi ol lan biraz dediler. Biraz münakaşa ettik acilde, güvenlik gelince kaçtım, çünkü güvenliğe asla güvenmedim.
Güveninizin eseri...

5 Eylül 2010 Pazar

Allahuuum Daaans ve elbette Allahuuum Şaaans



Merhaba sevgili internet dostlarım, uzun bir aradan sonra yine birlikteyiz. Bu blogculuk işi gerçekten zormuş. Twitter'a benzemir, su istir, çapa istiir, Amerika'da 350 gayme verilarmış blogculara. -Ayda mı? -Yok ağam, günde... Velhasıl uzun zamandır yazamadım, önce bir takım sağlıksal durumlar girdi araya, efendim onları hallettik ettik derken tatile gidelim dedik aile meclisinin kararıyla, tatil bitti çok sevdiğimiz adeta müptelası olduğumuz işlerimize döndük ama kalbimizin bir kısmı egede bir kısmı da karadenizde kaldı, onu engelleyemedik. Beş günümüzü geçirdiğimiz hergünü bir yıldız otelimizin barında, plajında sürekli çalıp bizi psikoza sürükleyen ve fransızcanın aslında bir dil değil karın gurultusu olduğuna emin olmamızı sağlayan bu güzide şarkıyı buraya koymamın sebebi üstünden haftalar geçmiş olmasına rağmen hala tatilin etkisinden kurtulamamış olmamdır...